Hoşgeldiniz.

İlk yardımın üç temel ilkesi nelerdir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Depremde ilk yardımın altın kuralları Devletçilik İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar Nelerdir, devletçilik i İlk
  • 5 üzerinden 4.07   |  Oy Veren: 14      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    İlk yardımın üç temel ilkesi nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    İlk yardımın üç temel ilkesi nelerdir?


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    İlk yardımın üç temel ilkesi nelerdir



    Herhangi bir kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar kişinin içinde bulunduğu durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek için yapılan uygulamaların tamamına ilkyardım denir.
    •Hayatı koruma ve sürdürülmesini sağlamak,
    •Mevcut durumun daha kötüye gitmesini önlemek,
    •İyileştirmeyi kolaylaştırmaktır.
    İlk yardımın önemi: Her gün basından ve televizyonlardan büyük hasara ve can kaybına neden olan kaza haberleri dinleriz. Meydana gelen kazalardaki ölümler ve sakat kalmaların en büyük nedenlerden birisi kazalara müdahale eden kişilerin ilk yardım uygulamalarını bilmemesindendir. Ayrıca kazalara zamanında ilk yardımın uygulanmaması ölüm oranını artırmaktadır. Bu nedenle kazalarda yapılacak ilk yardımın zamanında yapılması çok önemlidir. Yani ilk yardımın önemi kaza yerinde zamanında ve tekniğe uygun yapılmasına bağlıdır. Kaza sırasında zamanlamanın önemi yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur. Kazalardaki ölümlerin yaklaşık olarak %10’ u ilk beş dakikada meydana gelmektedir. Kazalardaki ölümlerin yaklaşık %50’ si ise ilk yarım saat içinde gerçekleşir. Kazalarda ilk yardımın en kısa sürede ve etkin bir şekilde yapılmasıyla, kurtarılacak hayat sayısı da artar. Örneğin; ABD’ de yapılan bir araştırmada kalp durmalarında ilk yardımın zamanında yapılmasıyla hastaların yaklaşık %40’ı kurtarılmıştır. Aynı araştırmada kalp durmalarında ambulans gelinceye kadar yapılan müdahaleler ile yaklaşık %20’ sinin kurtarıldığı tespit edilmiştir.
    Herhangi acil bir durumda yapılacak basit uygulamalar kadar bazı tehlikeli davranışlardan
    kaçınılması da kişinin hayatını kurtarır. Bu amaçla ilk yardım bilgileri verilirken nelerin yapılacağının öğretilmesinin yanında nelerin yapılmayacağı da kavratılmalıdır. İlk yardımı uygulayan kişi kaza sırasında yapılmaması gerekenleri engelleyerek de hayat kurtarır. Kaza sırasında hayat kurtarmak için kazazedenin yanlış taşınması veya yanlış uygulamalar. Sakat kalmasına ya da ölümüne neden olmaktadır. Kısaca belirtecek olursak ilk yardım kurallarını bilmeyen kişilerin yaptığı müdahale kazazedeye yarardan çok zarar verebilir.
    İlk yardımın ilkeleri: İlk yardımın “3T” olarak bilinen üç temel ilkesi vardır. Bunlar “TEŞHİS(TANI), TEDAVİ ve TAŞIMA” dır.
    İlk yardımın temel ilkelerini daha kavrayabilmek için aşağıdaki gibi kısaca açıklayabiliriz.
    - Teşhis (tanı): İlk yardım uygulayacak kişi, hasta ya da yaralının hikayesini öğrenir. Hastanın hikayesi tanı ve tedavi için önemlidir. Örneğin, kaza geçiren kişinin kaza sırasında kafasını çarpıp çarpmadığı, göğsünün bir yere sıkışıp sıkışmadığı gibi durumların önceden belirlenmesi gerekir. Teşhiste yapılacak ikinci uygulama belirtilerin tespit edilmesidir. Bu amaçla hasta ya da yaralının;
    - Ağrısının olup olmadığı sorulur. Ağrının belli bir bölgede mi yoksa vücudun her yerinde mi olduğu belirlenir.
    - Üşüme, titreme ve terlemesinin olup olmadığı belirlenir.
    - Bulantı ve kusmasının olup olmadığına bakılır.
    Teşhiste yapılacak son uygulama ise bulguların tespit edilmesidir. Bu amaçla hasta ya da yaralının bütün vücudu muayene edilerek yara, morluk, kanama kırık vb. durumları belirlenir.

    - Tedavi: Bu aşamada yaralı ya da hasta için en uygun olan ilk yardım uygulanır. Kazazedenin durumuna göre uygulanacak ilk yardım kuralları ilerleyen konularda yeri geldikçe açıklanacaktır.

    - Taşıma: Teşhis ve tedavisi yapılana hasta ya da yaralının en yakın sağlık kuruluşuna taşınması ilk yardımın üçüncü ilkesidir. Taşıma sırasında kazazedelerin durumuna göre öncelikli olan taşınmalıdır. Hasta ya da yaralının taşınması sırasında da ilk yardım uygulamasına ara verilmeden devam edilmelidir.
    İlk yardımın hedefleri: ilk yardımın hedeflerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
    •İlk yardımın temel hedefi paniği önlemektir. Panik, yapılacak olan ilk yardımı olumsuz etkiler. Paniğin önlenmesinden sonra ilk yardım uygulanmasına geçilir.
    •Solunum kontrol edilir. Solunum durmuş ise ağızdan ağıza yapay solunum yapılır.
    •Kalbin durup durmadığı kontrol edilir. Kalp atımları yoksa zaman geçirilmeden kalp masajı yapılır.
    •Herhangi bir kanama olup olmadığı kontrol edilir. Kanama olması durumunda ileride açıklanacak olan teknikler uygulanarak kanama durdurulur.
    •Şok durumu varsa önlenmeye çalışılır.
    •Yaranın olması durumunda dış etkilerden korunur.
    •Hasta ya da yaralının vücut ısısı korunmaya çalışılır. Bu amaçla soğukta hastanın üzeri battaniye, palto, ceket vb. şeylerle örtülür.
    •Hasta ya da yaralı bulunduğu durumdan alınarak ikinci bir kazanın meydana gelmeyeceği uygun bir yerde istirahat ettirilir. Hastanın gereksiz hareket etmesi önlenir.
    •Hasta ya da yaralının çevresinde kalabalık oluşması önlenir.
    •Hasta ya da yaralının durumu ve kaza hakkında, ilgili birimlere haber verilir. Böylece ambulans ve diğer teknik yardımların gelmesi sağlanır.
    •İlk yardımın hedeflerin son aşaması ise yaralı ya da hastanın ambulansla, ambulans olmadığı durumlarda diğer araçlarla sağlık kuruluşlarına taşınmalıdır.




  3. İlkyardımın ilkleri
    Doğadaki kazalar ve
    ilk yardım gerektiren durumlarda en başlıca sorun paniğe kapılmamaktır. Ne bir doktorun,ne bir ambulansın, ne de hastane şartlarının bulunmadığını, en yakın yerleşimden belki günlerce uzakta olduğunuzu düşündüğünüzde, yüreğinizi kaplayan umutsuzluk duygusunu soğukkanlılıkla aşmalı ve artık otomatiğe bağladığınız temel ilkyardım prensiplerini harfiyen uygulamalısınız.

    1
    .Ek kazalara meydan vermemek: Sık karşılaşılan bir durum, heyecanla yardıma koşanların ek kazalara uğramaları, yaralanmaları ve bazen hayatlarını kaybetmeleridir. Gecenin bir vakti, yardım için viyadükten atlarken düşenler, arabasını biçimsiz park ettiği için zincirleme kazalara neden olanlar ve iyi niyetle koşuştururken ezilenler...

    Başına taş düşen ya da çığ altında kalan bir dağcıya yardıma koşan da aynı felakete uğrayabileceğini unutmamalıdır
    . Keza suda boğulmakta olan birine doğru yüzen kişi, şayet kendini karaya bağlayan bir ip veya tükendiğinde tutunabileceği bir tahta parçası yoksa boğulabileceğini aklında tutmalıdır. Banyoda baygın yatan yakınınıza koşarken, onu zehirleyen tüp gazdan sizin de etkilenebileceğinizi veya yerdeki birine dokunup kontrol ederken onu çarpan elektrik akımının size de zarar verebileceğini hesaba katmalısınız.

    Arama – kurtarma çalışmalarına katılanlar da, yardıma giderken kendi yaşamlarını sürdürebilecek asgari teçhizata sahip olmalı ve merkezle haberleşme bağlantısını koparmamalıdır
    .

    2
    .Yardım istemek: Bazen bir cep telefonu, bazen telsiz, bazen de üçüncü bir kişi, birazdan anlatacağımız ilk yardım uygulamasını, “yardım gelecek” güvencesiyle daha rahat yapmanıza imkan verir. Unutmayın daha çok insan, daha etkili yardım ve yaralıların daha doğru şekilde taşınması demektir. İlkyardımda kahramanlığın yeri yoktur. Ne kadar mükemmel yaparsanız yapın, çok zorunlu haller dışında temel ilkyardım uygulamasının ilk beş on dakikasında nefes nefese kalır tükenirsiniz.

    3
    .Doğru değerlendirme yapmak: Bir kazazedeyle karşılaştığınızda zamana karşı yarış başlamış demektir. Sizin burada dakikalarca okuduğunuz uygulamayı saniyeler içinde yapmanız gerekir.

    Kalp – akciğer canlandırması, kesinlikle kalbi durmuş, nefes almayan bir insana yapılır
    . Yanlış değerlendirmeyle kalbi çalışan, nefes alan birine bunu yaparsanız, o kişiyi öldürebilirsiniz. Dolayısıyla her türlü girişimden önce kazazedeyi yerinden oynatmadan, deyim yerindeyse 5 duyunuzu da kullanarak (belki tat duyusu hariç) ona ne olduğunu anlamaya çalışmalı ve burada yazılanları bazen aynı anda yapmalısınız.

    Kazazedeyle iletişim kurmaya çalışmalı, "Sana ne oldu, adın ne?" gibi sözlü uyarılarda bulunmalısınız
    . Cevap varsa işiniz büyük ölçüde kolaylaşır. Ondan elini ayağını oynatmasını isteyin. Böylece omuriliğinde bir yaralanma olup olmadığını anlayabilirsiniz. Özellikle bir yerden bir yere taşınıyorsa bunu muhakkak bilmeniz gereklidir.

    Sözlü uyarılarınıza cevap ararken bir elinizi kazazedenin alnına koyun
    . Bu sayede şuuru bulanık, boyun omurlarında kırık olabilecek kazazedenin istemsi hareketlerde bulunmasını ve omuriliğe zarar vermesini engelleyebilirsiniz.

    Sözlü uyarılarınıza cevap alamadığınızda (bazen mantıksız sözler söylemesi, sarhoş gibi konuşması, onun beyninde bir problem olduğunu düşündürmelidir), kontrolünüz altında kulak memesine atacağınız bir çimdik , onun ağrılı uyaranlara karşı cevabını ölçmenizi sağlar
    . Cevap yoksa karşınızda zor bir bilmece var demektir.

    Dört duyunuzla değerlendirmeye çalıştığınız kazazedenin alnında duran elinizin işaret ve baş parmağıyla göz kapaklarını açıp kapatarak, varsa fener ışığı yakıp söndürerek ışığa reaksiyonunu araştırabilirsiniz
    . Sağlıklı bir insanın göz bebekleri, aynen fotoğraf makinesinin diyaframı gibi ışığa küçülerek cevap verir. Beynin tümünde veya bir bölümünde bir problem olduğunda ise bu cevap gerçekleşmez. Morfin (göz bebekleri küçüktür) ve atropin (göz bebekleri büyüktür) kullanılması gibi çok ender durumlarda bu cevap farklı olabilir. Yani bir kazazedede gözler kalbin değil, beynin aynasıdır.

    Temel kalp – akciğer canlandırmasına kazazedenin vereceği cevabı izlerken, öncelikle göz bebeklerinde ışığa karşı duyarlılığın başlamasına ve damarlarda nabzın alınıp göğsün genişlemesine dikkat etmelisiniz
    .

    Tüm bunları yaparken, diğer elimizin üç dört parmağı birden, boynun bir yanında kalbin çalışmasının göstergesi olan nabzı almaya çalışacak; gözümüzle kazazedenin göğsünde hareket olup olmadığını araştırırken kulağımızla soluk sesini, belki burnumuzla da nefesinin kokusunu hissetmeye çalışacağız
    .

    Göğüste bir genişleme yok, cilt morarmaya başlamış (normalde soluk alıp verdiğinde insanın cildi pembe beyazdır; cilt renginin değerlendirmesi bazen koyu renkli insanlarda zor olabilir, o zaman da dudak iç yüzlerindeki mukozalara bakarak değerlendirme yapabiliriz), nabız alamıyorsunuz, fakat kazazedenin vücudu sıcak
    . Göz bebeklerinde ışığa belli belirsiz, minimal bir cevap var. Artık süratle kalp - akciğer canlandırmasına başlayabilirsiniz.

    4
    .Solunum yollarının devamlılığını sağlamak: Bunun için öncelikle ağız ve burunda yabancı bir cisim olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Eğer varsa parmaklarımızı kollayarak (şuuru bulanık kazazede parmaklarımızı ısırabilir, bir kalemin sapıyla ağız içinin kontrolünü daha rahat yapabiliriz) temizleyip alnı, boynu destekleyerek, geriye iterek çeneyi yukarı çekmeliyiz.

    Tüm bunları yaparken boyunda ciddi bir hasar olup olmadığını, ensede nazikçe gezdireceğimiz parmaklarımızla hissetmeye çalışmalı, daha iyisi, boyun altına ne olursa olsun, giysilerden destek yapmalıyız
    . Bu destek bazen bir torbaya doldurulacak kum, toprak dahi olabilir.

    Kazazedenin vücudundaki bir anormalliği, sağlıklı olan kendi vücudunuzla karşılaştırarak en iyi şekilde saptayabilirsiniz





  4. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.